Okyanuslar yer kabuğunu dengede tutuyor

Sosyal Medya Butonlarını Kullanarak Bu Yazıyı Paylaşabilirsiniz.

 

Okyanusların ağırlığı canlılığın devamını sağlıyor:

Okyanuslar ve denizler genelde sadece iklim düzenleyici özellikleri ile bilinirler fakat bundan çok daha önemli bir işlevleri vardır. Okyanuslar yeryüzünün büyük bir kısmını kaplarlar ve muazzam ağırlıkta bir kütleye sahiptirler. Okyanusların ağırlığının yeryüzüne uyguladığı basınç yer kabuğunu sabit tutmaktadır. Eğer Okyanusların bu ağrılığı olmasaydı yeryüzü korkunç depremlerle sarsılacak ve sürekli volkan patlamaları ile yaşanmaz bir yer haline gelecekti. Okyanuslar yeryüzü üzerinde adeta darbe emici süspansiyon görevi yapmaktadır.

Çok fazla mucize barındırması sebebiyle bazıları için klişe sayılabilir ama bu konudan Kuran’da ayrıntılı şekilde bahsedilmektedir.

Bu yazımızda hem bir Kuran mucizesine hem de meallerde yaşanan bir karışıklığın giderilmesine şahit olacaksınız.

Öncelikle Lokman 10. ayeti klasik bir meal ile okuyalım:

Lokman 10: ‘O, gökleri gördüğünüz üzere bir direk olmadan yarattı, sizi sarsmasın diye yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi ve orada her canlıdan yaydı. Gökten de su indirip onunla her güzel çiftten bitirdik.’

Şimdi aynı ayeti farklı bir mealden lafzına daha uygun bir çeviri ile okuyalım.

‘O, gökleri gördüğünüz bir direk olmadan yarattı, sizi sarsmasın diye yeryüzüne sabit çanaklar-ağır baskılar attı ve orada her canlıdan yaydı. Gökten de su indirip onunla her güzel çiftten bitirdik.’

Neden mi böyle bir çeviri yazıyorum? Kuran da 8 ayette geçen : Revasiye ( رَوَاسِيَ) kelimesine dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu kelimeye Elmalılı Hamdi Yazır dışındaki meallerde sabit dağlar manası verilmiş. Revasiye kelimesine dağ manası verilmesinin bir temeli yok çünkü kelime köküne bakıldığında böyle bir anlam ile ilgisi yok. Buna gene Kurandan örnek verebiliriz:

Sebe 13: ‘Ona dilediği gibi kaleler, heykeller, büyük havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükür (görevinizi) yerine getirin. Kullarımdan şükredenler azdır.’

Bu ayette revasiye kelimesi ile aynı kökten bir kelime olan rasiyatin (رَّاسِيَاتٍ) kullanılıyor ve hemen hemen bütün meallerde bu kelimeye sabit kazan veya çanak manası veriliyor.
Rasiyatin ile aynı kökten olan Revasiye kelimesinde ilginç olan Kuranda 8 ayette aynı yazılış ve aynı konu için geçen bu kelimeye sabit dağlar manası verilirken (Elmalılı hariç) Lokman 10’a gelince diğer ayetlerde aynı kelimeye sabit dağlar manası verenlerden bir kısmının ‘ağır baskılar’ manası verdiğini görüyoruz. Aynı kelime için böyle bir farklılığın olması akla meallerde sıkça yaşanan kişisel yorum katılması olasılığını akla getiriyor.

Kuranda bildiğimiz anlamda dağ tanımı için ‘cibal’ kelimesi kullanılıyor. Mesela iyi bilinen bir ayet:

Nebe (6-7) ‘Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?’

Bu ayette cibal kelimesi ile dağların yer kabuğunu tutan birer kazık olduğu bir nevi çivi görevi gördüğü bilimsel bir gerçek olarak anlatılıyor. Meallerde revasiye kelimesi ile ilgili yaşanan karışıklıkta büyük ihtimalle bu ayette geçen anlatımın diğer meallere de uyarlanmasından kaynaklanıyor. Yeryüzünün sarsmaması gibi bir anlatım olunca içinde revasiye kelimesi geçen ayetler genelde hep dağ olarak çevrilmiş ama dikkat edin ‘sabit dağlar’ olarak. Burada kullanılan sabit tanımı bile gerçek anlamdan uzaklaşıldığını gösteriyor.

Revasiye kelimesine sabit dağlar manası verirseniz bu ayet ile çelişirsiniz çünkü dağların sabit olmadığı açıkça vurgulanıyor:

Neml Suresi: 88. Ayet:”Dağları görürsün de, onları (yerlerinde) durur sanırsın; oysa, onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler”

Şimdi konuyu toparlayıp işin teknik boyutuna bakalım. Bilim adamları tarafından okyanusların yer kabuğu üzerinde denge unsuru olduğu keşfedildi hatta bu konuda dağlardan bile daha önemli bir işlevleri bulunmakta. Okyanusların muazzam ağırlığı yer kabuğu üzerinde büyük bir baskı oluşturarak yer kabuğunun hareketi ile oluşacak korkunç boyutlardaki depremleri engelliyor. Ayrıca binlerce metre derinde yer alan aktif volkanlar, bu ağır baskı ile kontrol altında tutuluyor. Bu keşfe göre okyanusların bu baskı vazifesi olmaması durumunda yeryüzünün korkunç depremlerle sarsılacağı ve okyanus diplerinde bulunan volkanlardan çıkacak zehirli gazlar ve lavlar ile canlı yaşamının mümkün olmayacağı vurgulanıyor. Ayrıca kıta hareketleri ve meteor çarpmaları ile okyanus çanaklarının oluştuğu da buna eklenince ayetlerde geçen attık manasına gelen elka (أَلْقَى) kelimesi de konunun daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Bizzat bu bilgilerin yer aldığı çalışmaları izledikten sonra bazı meallerde geçen ve daha önce anlam veremediğim ‘ağır baskılar-kazanlar-çanaklar attık’ denilen ayetleri hatırlayınca konu aydınlanmaya başladı. Revasiye kelimesinin geçtiği ayetlerdeki gerçek mana dağ değil okyanuslardır. Böylece bazı müfessirlerin hatalı yorumları sebebiyle meallerde yaşanan bir karışıklık günümüzün bilimsel çalışmaları ile giderilmiş oluyor.

En doğrusunu ALLAH bilir diyerek hayırlı tefekkürler dilerim.

Sosyal Medya Butonlarını Kullanarak Bu Yazıyı Paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir